Hikâyemiz

1939 yılında Kırklareli’nin Erenler Köyü’nde bal üretimiyle işe başladık. İlk olarak Babaannemizden kalan, şu anda bin bir emekle devam ettirdiğimiz arılar ve yaptıkları çok lezzetli ballar var. 1939’dan bu yana sadece kendimiz için uğraştığımız çok kıymetli arılarımızın da bir hikayesi var; rahmetli babaannemiz ve tüm aile 1938 yılında Bulgaristan’ın Eğridere köyünden göç etmek zorunda kalmışlar, o zaman köydeki “Nani” isimli Bulgar bir arkadaşı bizimkilere şöyle bir haber getirmiş “Paşanız öldü (Mustafa Kemal Atatürk) artık sizi burada komazlar, bir an evvel Türkiye’ye gidin” demiş. Tabi buraya göç epey zorlu geçmiş ve bu yolculuk sırasında ölüm ve hastalıklarda yaşanmış. Geldiklerinde babaannemiz hastalanmış ve o dönemde doktorda bulmak zor olduğu için pek bir çare bulamamışlar. Sonrasında köylülerden biri ‘Bal yedirdiniz mi hiç’ diye sormuş. Tabi herkes şaşkın, balı nereden bulupta yedirecekler. Civar köylerden birinde olduğu söylenmiş. Balını da çok met etmişler ve bir süre sonra da babaannemiz iyileşmeye başlamış. Sonrasında da ‘bu bal bana iyi geldi’ deyince büyükdedemiz de o balın arısından bir kovan almış ve o gün bugündür o arıların oğullarından çoğala çoğala günümüze kadar getirdiler.

Arılarımızdan polen almıyoruz hepsi balın içinde kalıyor o yüzden havalar biraz soğuduğunda bal donmaya ve tereyağ kıvamına gelmeye başlıyor. Bunu görenlerde şaşırıyorlar ve bu balda bir şey var diye düşünüyorlar. Doğrusunu anlatana kadar epey bir yoruluyoruz. Propolisi ise kendimize ve balmumu kremimizin yapımında kullanıyoruz.

Balmumu kremi; bu da annemizin meziyetlerinden biri. Balmumu kremimizin ana hammaddesi kendi arılarımızdan gelen balmumu ve içindekiler sırasıyla şöyle; (Her defasında yeni bitkiler katıp daha güzeline nasıl ulaşabilirim diye denemeler de yapıyor.) Balmumu, propolis, sarı kantaron, lavanta, aynısefa, vanilya, nergis çiçeği karışımlarının içine zeytinyağı atıp kavanozda bir yıl süreyle bekletiyor ve sonrasında krem haline getiriyor. Bize de isteyenlere ulaştırmak kalıyor.

Köyümüzde kendi halinde yetişen yabani elmalardan yaptığımız sirkemizde de katı ve koruyucu maddeler bulunmamaktadır.

Şehirde yaşayan herkes gibi bizlerde yediklerimizin nasıl, nerede, hangi ortamlarda yetiştikleriyle ilgili hep düşünürdük. Gıda üretiminde yapılan ilaçlama, katkı, koruyucu vs. maddeleri görüp, okudukça sağlığımızı tehdit eden bu kimyasallar olmadan daha iyi nasıl beslenebiliriz diye düşünüyorduk. Bir yandan şanslıydık, şehirde bulunan evinde elinden geldiğince senelik tarhanasını, patlıcanlı soslarını, balkonunda domates, maydanoz, nane, semiz otunu yetiştiren annemiz ve bir ayağı köyde olan pembe domatesimizi, salçamızı, soslarımızı, yumurtamızı, tereyağımızı, süt ve yoğurdumuzu sık sık aldığımız anne-babamız vardı. Doğal geleneksel yöntemleri koruyarak üretilen katkı, koruyucu vs. maddeler barındırmayan ürünlerimizi, sağlıklı, lezzetli süzme çiçek balımızı, Türkiye’nin her tarafına ulaştırmak, elimizdeki bu şansı herkesle paylaşmak istiyoruz. Sağlıklı, nerede, nasıl yetiştiğini, ne yediğini bilmek herkesin hakkıdır. Balmumu kremimiz ise bal hasadından sonra peteklerden elde edilen balmumuyla yapılmaktadır. Doğal yağlar eklenerek yapılan kremimizde parafin, koruyucu, renklendirici vs. maddeler bulunmamaktadır. Tamamen ev yapımıdır. Tazelik ve doğallığa önem verdiğimiz için bal, balmumu kremi, elma sirkesi stoklarla sınırlıdır. Afiyet şifa olsun.

Satışlarımız sadece İnternet sitemizden olup, mağaza veya şubemiz yoktur. Çünkü ürünlerimiz tamamen ev yapımıdır, bu yüzden adetleri sınırlıdır. Ürünlerimiz tamamen doğal ve katkısızdır.